Herkese merhaba! Okulların açılmasına az kaldı. Sonbaharın gelişiyle beraber ben de önümüzdeki dönemin kurslarına dair gelişmeleri sizlerle paylaşmak istedim. Geçtiğimiz dönem Anadolu yakasında başlayan sınıfa ek olarak bu sene bir de Avrupa yakasında sınıf açıyorum. Stüdyo derslerindeki damlama usülü derse katılımın aksine sabit bir sınıf olarak ilerleyen kurslar öğrencinin hem pratiğinde derinleşmesi, hem de yoga…

Read

Bütün ay yaz yaz sonra tam döngünün sonunda sessizliğe gömül, olacak iş mi sangha? Hiç aklımdan çıkmadın bu son üç gündür. Sosyalleşmekten -ki şikayetim yok, yazamadım. Saatlerce aralıksız konuşmaktan sesim kısıldı. Bugün öğleden sonra kendimi eve ışınladım da evin sakinliğinin tadını çıkardım biraz. Sıcak mı ne bugün, diğer günlere göre? Minik minik adımlarla ilerlettiğim öykümü…

Read

Bu Pazar saat 12:45’te ay en karanlık halini almışken yukarıdan bizi izliyor olacak. Geçmiş ayın niyetlerini gözden geçirip belki eskileriyle devam etme, belki yeni tohumlar ekme.. Benim için ayın en heyecanlı zamanı. Bu döngüde yaptığımız gibi karanlık ayı sıfırıncı gün alarak, 24 Temmuz Pazartesi ile beraber üçüncü döngüye başlamış olacağız. Her ne kadar saymayı seven…

Read

Hoca yazmış, son dördün blues diye. Hem de ne blues, sangha. İçim kıyıldı bluğluktan. Yazmayayım, modumuzu düşürmeyeyim diyorum. Sanki blogun modu benim yazdıklarıma bağlı. Örnek ol diyorum haydi kuyruğu dik tut, bırakma. O da olmuyor. Hayatıma yoga girmeden önce ölümüne depresif olabildiğim zamanlarımı özlüyorum. O zaman depresif olmaya hakkım vardı. Yogadan sonra o hakkımı elimden…

Read

Yogam bittiğinde çok şahane şeyler yazacaktım. Güneşle olmasa da nasıl erkenden uyandığımı, sabah sabah tüm prelüdü yapma şimdi hazır tam iyileşmedin, öğleden sonra açık vücutla yaparsın çiçek gibi olur diyen zihnimle çoktan el sıkışmış, yalnızca ısınmaları yapmak üzere gittiğim yoga odasından bir tam prelüdü yaparak çıkmış olmanın şaşkınlığını, uzun zamandır girmediğim asanalarla buluşmuş olmanın getirdiği…

Read

Sabah uykusuyla savaşırken ben. Temsili. © Ted Nasmith, Eowyn and the Nazgul Bu resmi gölgelerimle verdiğim bütün savaşları temsilen kullanabilirim, o kadar seviyorum. Bunun bir de Fingolfin’li olan versyonu var, o da favorim. Belki onu da koyarım yazılardan birine bir gün. (Tolkien nördleri buraya). Sabah kalkıyorum kalkmasına ama ne çetin bir mücadele sonucunda. Anlatmayayım ki büyümesin,…

Read

Dün dün, bugün de bugün olduğu için dünkü yazıma kaldığı yerden devam etmek yerine ikinci etabın yarısının ikinci gününde yeni şeyler yazayım istedim ama, pek de içimden gelmiyor bugün yazmak. Saat olmuş öğleden sonra üç buçuk. Sabah gözümü açtığım andan beri kutlamaları kabul etmekten yeni oturabildim blogun başına. Hayat bana güzel vallahi. Bu sabah (yine)…

Read

Bugün tam anlamıyla İstanbul’a dönmüş sayılırım. Neden mi? Sabah Bostancı’dan Beşiktaş’a İDO, oradan Emirgan’a otobüs, oradan Kabataş’a bir başka otobüs, akşam ders çıkışı Karaköy’e tramvay ve son olarak da Bostancı’ya motor şeklinde geçen toplu taşıma silsilesiyle Hızır Kamp öncesi bıraktığım hayatıma tekrar döndüğümü fikren ve ruhen idrak etmiş oldum. Şu kadar yıldır İstanbul’da toplu taşıma…

Read

Bugün sabah güneşin doğumuyla kendiliğinden uyandım ve sabah ritüellerimi yaptıktan sonra yogama koyuldum! diye başlamayı çok isterdim bu yazıya sevgili sangha. Öncelikle, güneşin doğumuyla uyanmadım. Alarm 05:20’de çaldığında odanın içinde grili mavili ışıklar vardı. İçimdeki o çok cılız sese yine tutunamadım, yine tutunamadım. Kızıla çalan pembeler içinde saatler ilerlerken, sol koltuk altımda elime bir kitle…

Read

Bugünlerde blog biraz tenhalaştı mı sangha, yoksa bana mı öyle geliyor? Birtakım yazarlarımızın son birkaç gündür hiç sesi soluğu çıkmamakta. Eğer yokluğunuzun fark edilmediğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz! Son iki gün çok hızlı geçti. Dün Ayça beni ziyarete geldi, okudunuz mu? İstanbul’da istesek buluşamazdık. Fırsat bu fırsat deniz kenarında bol bol kaynattık. Doktor Kemal’le olan macerasını sanırım…

Read