Terapiler > Homeopati
Homeopati Hakkında
19.yy’da Alman Doktor Samuel Hahnemann Homeopati yöntemini geliştirerek, tüm insanlığa bu nazik ama etkili sağlık sistemini sundu. Homeopatiyi üzerine kurduğu prensiplerden “Benzer benzeri tedavi eder” prensibi aslında kökeni Hipokrata dayanan hastalığı benzer maddeyle iyileştirme prensibidir. Bugün bütün dünyada kullanılan bu yöntemin özellikle Avrupa, Abd ve Hindistan’da klinikleri ya da homeopati departmanını içeren hastaneleri mevcut. Bazı ülkelerde özel sağlık sigortaları homeopatik tedaviyi kapsamına almıştır. Gün geçtikçe daha fazla insan Homeopati yöntemiyle çeşitli ruhsal ve fiziksel rahatsızlıklarına çözüm buluyor.
Homeopatinin ilgilendiği hastalıklar çok çeşitli. Hastalığın isminden çok hangi hastada, hangi şiddetle geliştiğine bakarak homeopatinin sınırlarını çizebiliriz. Ama hangi hastalıklarda başarılı olduğu sorusuna cevap verecek olursak bu liste epey uzun olacaktır. Astım, depresyon, cilt rahatsızlıkları, ülser, artrit, kas-eklem rahatsızlıkları, migren, auto-immün hastalıklar, yorgunluk, yas, uykusuzluk, özgüven problemleri, endişe, fobi gibi hem ruhsal ve fiziksel pek çok rahatsızlık Homeopati ile çözüm bulabilir. Homeopatınızla terapi öncesi bunu tartışmak ve homeopatinin size ne kadar yardım edeceğini öğrenmek en doğrusu olur. Çünkü her bireyin hastalanma biçimi ve hastalık hikayesi ayrı gelişmiştir.
Bir Homeopati seansı yaklaşık 2 saat sürer ve homeopatın danışanını iyi tanıması, hastalığını iyi “okuması” çok önemlidir. Bireye özgü hastalanma biçimine, karakter özelliklerine, duygu dünyasına, aile tarihine, uyku, yemek, davranış düzenlerine ve hastalığın semptomlarına ve semptomların ortaya çıkış doğasına bakarak “hastalık için değil, hastanın kendisi için” ve herkese uygun farklı olacak sekilde, bir homeopatik remedy (homeopatik preparasyon) verilir. Bu remedy’ler bitkiler, hayvansal ürünler ve minerallerden yapılmış, seyreltilmis dogal ozlerin ta kendisi.
Bu sistemde semptomları baskılayarak hastalığı “susturmak” değil, metabolizmanın bu hastalık durumunu kendi gücüyle yenmesi için bireyin kendisi güçlendirilir. Bu güçlendirme nasıl yapilir? Bu kişiye özgü, ona ruh eşi gibi benzeyen ve etkileşime giren doğal madde (bitki, mineral, hayvan) seyreltilmiş yani yan etkisinden arındırılmış haliyle, homeopatik formuyla kişiye verilerek olur.
Homeopati terapisinde kullanılan tüm “remedy” yani doğal preparatlar, homeopatik eczanelerde üretilirler. Bunlar doğal maddelerin seyreltilmiş formlarıdır. Yani homeopatlar el ile ilaç hazırlamaz, bitki karışımları yapmaz, bu anlamda bir aktar ya da fitoterapist değillerdir. Homeopati okullarından mezun homeopatlar, kullandıkları preparatları bu eczanelerden sağlarlar dolayısıyla Homeopati tüm dünyada sisteme oturmuş, yapılışı, kuralları belli, derneği ve kürsüleri olan bir yöntemdir.
Homeopati Hakkında Ayrıntılı Bilgi, Remedy Nedir, Nasıl Hazırlanır, Terapi Süreci ve Diğer Bilgiler
Homeopati yaklaşık 300 senedir pek çok ülkede uygulanan bir tamamlayıcı tıp yöntemidir. “Benzer Benzeri Tedavi Eder” ilkesine dayanan homeopatide, kişiye ve hastalanış biçimine uygun doğadan elde edilen, seyreltilmiş maddeler verilir. “Remedi” adı verilen bu ürünler, doğal maddelerden (bitkiler, mineraller, metaller, hayvansal sıvılar) defalarca seyreltilerek hazırlanırlar. Tedavi süresince, her türlü fiziksel, mental ve ruhsal soruna bir arada bir çözüm, yani hastanın şikayetlerine ve kendi ruhsal yapısına uygun bir “eş madde (remedi) bulunur. Bu seyreltilmiş madde ile, şikayetlerde azalma ve hastanın hem mental-ruhsal hem de fiziksel yapısında belirgin derecede iyileşme gözlenir.
“BENZER BENZERİ TEDAVİ EDER” İLKESİ NEDİR?
Kökeni Hipokrat’a dayanan, aslında hepimizin tanıdık olduğu bir iyileşme ilkesidir. Soğuktan donmak üzere olan bir uzva ya da bölgeye sıcak uygulama yerine buzla müdahale edilmesi gerektiğini biliriz. Burada donmak üzere olan uzvu bir hastalık hali olarak alırsak, soğuk hava ise buna sebep olan faktördür. Bu uzva sıcak su torbası yerine soğuk buz koyarız ve iyileşmesi kolaylaşır. Yani soğuk havanın sebep olduğu hastalık durumunu ona benzer bir maddeyle; buz ile sağlarız. Benzer Benzeri tedavi eder ilkesi de bu mantıkla hareket eder.
Homeopatinin kurucusu Dr. Samuel Hahnemann, kendi çağının yaygın hastalığı sıtmayı, aynen sıtma hastalığı gibi semptomlara yol açan “Kına Kına”(China) bitkisiyle tedavi etmiştir. Homeopatiye popülerliğini kazandıran ve pek çok doktorun Hahnemann’ı takip etmesinin ilk sebebi bu buluş olmuştur. Sıtma hastalığı yüksek ateş, terleme ve şikayetlerin periyodik oluşuyla karakterize olan bir salgın hastalıktır. Diğer taraftan, Kına Kına bitkisi yüksek miktarda vücuda alındığında periyodik yüksek ateş, terleme gibi sıtmanınkine çok benzer semptomlar üretir. Sıtma hastalarına, SEYRELTİLMİŞ ve homeopatik şekilde POTENTİZE şekilde Kına kına bitkisinin özünü veren Hahnemann, bu hastalığın iyileştiğini görmüştür. Benzerin benzer durumları tedavi ettiğine başka bir örnek budur. (Homeopatide sadece seyreltilmiş maddeler kullanılır, bkz. Homeopatik ürünler nasıl hazırlanır?)
Bu ilkeye son örneği verelim: Kahve. Yüksek miktarlarda kahve içersek, kahvenin yan etkilerini, ya da artırılmış etkilerini yaşamaya başlarız: Kalp çarpıntısı, uykusuzluk, heyecan, kontrol edilemeyen düşünceler, sinirlilik. Aynı semptomları kahve içmemesine rağmen yaşayan birini düşünün, sinirlilikten, uykusuzluktan şikayet ediyor. Bu insana yine SEYRELTİLMİŞ ve homeopatik şekilde POTENTİZE edilmiş kahve verdiğimizde bu şikayetlerinin geçtiğini görürüz. Vücuda tanıdığı ama başa çıkamadığı hastalık durumunun benzerini vererek, varolan semptomları ortadan kaldırmış oluruz.
HOMEOPATİK ÜRÜNLER NASIL HAZIRLANIR?
Remedi dediğimiz homeopatik ürünler bugün tüm dünyada bulunan homeopatik eczaneler ve laboratuarlar tarafından hazırlanıyor. Ülkemizde henüz bu konuda hizmet veren bir laboratuar olmasa da, homeopatik ürünleri çok yakında eczanelerden temin ediyor olacağız. İkinci adımda da ürünlerin üretimi Türkiye’de yapılmaya başlanacak.
Bu laboratuarlarda, binlerce hammaddenin özü bulunuyor (mother tincture) Homeopatide kullanılan yüzlerde çiçeğin özü, mineral ve metallerin özleri ve hayvansal sıvılar. Bu özler homeopatik ürün elde etmek için, defalarca seyreltilerek çalkalanıyorlar. Değişik potenslere göre değişen alkol/su-hammadde oranları olsa da, C potensine göre hazırlanmış Hahnemann metodu bir remedide, basitce şöyle bir yöntem izleniyor:
* 1 damlalık öz madde 99 damlalık alkol/su karışımına konuluyor.(seyreltme)
*bu sıvı 100 defa sert bir yüzeye vurularak karıştırılıyor.(potentizasyon)
*potentize edilmiş bu sıvıdan tekrar 1 damla alınarak, yeniden 99 damlalık bir alkol/su karışımına konuluyor(seyreltme)
*bu sıvı da aynı şekilde 100 defa çalkanarak karıştırılıyor.(potentizasyon)
Bu şekilde devam ettirilen bu yöntemde, hammadde gittikçe inceltilir ve farklı dozlar elde edilir. 2C, 12C, 30C, 200C, 1M vs. Dünyada genellikle X ve C potensleri kullanılır, 12X, 12C, 30X, 30C, 200C vs.
Sonuçta elde edilen, bizim adına remedi dediğimiz homeopatik ürün hiçbir yan etkisi olmayan, kimyasal özelliğinden arındırılmış ama çalkalanarak güç kazanmış bir solüsyona dönüşür. Bu şekilde hazırlanan sıvı, daha sonra istenirse küçük şeker tabletlerine emdirilerek şişelenir ve homeopatik ürün olarak eczanelerde satışasunulur.
Homeopatide hastalık nasıl ele alınır, nasıl iyileşir?
Homeopatide, tanımlanan hastalık isimlerinden çok, hastanın bu hastalığı nasıl yaşadığı önemlidir.Gastrit bir hastalık ismidir. Sadece bu tanıyla homeopatik tedavi yapmak mümkün olmaz. Bireyin gastriti ne şekilde yaşadığı önemlidir. Nasıl bir ağrısı olduğu, hangi yemeklerle iyileşip kötüleştiği, ağzına ne sıklıkta sıvı gelip gelmediği, geliyorsa bu sıvının kokusu, tadı vs.homeopatik tedavide elde edilmesi gereken bulgulardır.
Bazı insanlar vücüdunun neresinde ağrı olursa olsun, bu ağrıları hep yanıcı şekilde yaşarlar. Kimisinin sırt ağrısı sırtına bıçak saplanmış gibidir, kiminin siyatik ağrısı belden başlar, bacağın arkasından aşağı iner ve topukta biter, kimisinin de bacağın yan tarafından baldırlara kadar devam eder. Tüm bunlar, hastalığın karakteristik özellikleridir ve Homeopati tedavisi süresince homeopatın uygun remediyi seçmesinde çok önemli rol oynarlar.
Tüm bu şikayet resmiyle beraber, bu insanın gastriti ne zaman başlamış, hangi olaylar tetiklemiş ve bu olaylar sırasında neler hissetmiş, genel olarak sevdiği sevmediği, üzüldüğü, kızdığı sevindiği durumlar nelerdir, aslında bu insanın nasıl bir kişiliği vardır ve dünyayı, hayatı nasıl algılar, tüm bunları bilmek gereklidir. Hayatında yaşadığı önemli olaylar, geçirdiği hastalıklar, uygulanan tedaviler, aile geçmişi de çok önemlidir. Tüm bu bilgilerden yola çıkarak, bu insanın karakterini anlarız; hem kendi karakterini hem de hastalığının karakterini.
Bu bütüncül yaklaşımdır. Sadece bu insana özgü karakteristik semptomları ve mental durumları ele alarak ona uygun homeopatik ürün (remedi) bulunur. Remedinin tüm bu semptomları kapsayacak doğal bir madde olması ve homeopatik biçimde seyreltilip potentize edilmesi önemlidir.
Homeopatide bütüncül yaklaşım: “Her zaman sadece tek bir hastalık vardır.”
Bu yaklaşım, homeopatik prensibin temel taşlarından biridir. Hastalık dediğimiz durumun tüm vücudun-mental, ruhsal ve fiziksel öğeleriyle beraber, sağlıktan sapma hali, rahattan uzaklaşma hali olduğunu söyler.
İngilizce’de hastalık anlamına gelen “disease” kelimesi bunu çok güzel açıklar:
–Dis-ease= “-ease”: konfor, rahatlık,” dis-“ : uzak olma, olmama hali. Yani hastalık, rahatlıktan uzak olma halidir aslında. Bir mide ağrısı hastalık değildir, bir ishal hastalık değildir, baş dönmesi hastalık değildir. Bunlar hastalığın parçalarıdır, tüm bu rahatsızlıklar ve mental durumlar bir arada hastalığı oluşturur, yani sağlıklı olmama halini.
Yani depresif bir insanın başağrıları varsa, bu insanın hastalığı, aslında tüm rahatsız olma halidir. İyileşme için hem baş ağrılarına hem depresyonuna aynı anda müdahale etmeliyiz hem de onun bağışıklık sistemini kuvvetlendirerek, bu duruma bir daha yakalanmamasını sağlamalıyız. Eğer tek tek semptomları ve organ gruplarındaki rahatsızlıkları ayrı ayrı iyileştirmeye çalışırsak, bu bütünü kaçırırız ve gerçek bir iyileşme sağlayamayız.
Bu yüzden homeopatide insanın tüm semptomları, mental durumuyla beraber ele alınır. Bu bütüne uygun bir eş madde, remedi verilir. Bu madde bireye çok tanıdık olan mental-fiziksel semptomları yaratma gücüne sahiptir. Tam da bu yüzden organizmada, gerçek hastalığa benzer, onu taklit eden bir yapay hastalık oluşturur. Yapay hastalık gerçek hastalıktan daha kuvvetlidir ama beden bunu hissetmez, çünkü verilen maddeler çok fazla seyreltilmişlerdir. Bu etkiyle, var olan hastalık gittikçe ortadan kalkar.
Homeopati hangi hastalıklarda kullanılabilir?
Homeopati pek çok hastalıkta güvenle kullanılır. Bunun sebebi, önceden de anlatıldığı gibi, hastalık isimleriyle değil, hastanın karakteristik hastalanma biçimiyle hareket edilmesidir.(bkz.homeopatide hastalık nasıl ele alınır, nasıl iyileşir?) Akut grip, ateş, çarpma, burkma, ishal gibi durumların dışında, kronik hastalıklar; ülser, kolit, romatizma, çeşitli ağrılar, uyku problemleri, psikolojik problemler, depresyon, anksiyete bozuklukları, fobiler, cilt hastalıkları, adet bozuklukları, cinsel problemler, astım, alerjiler, kazalardan sonra oluşan durumlar, MS, Alzheimer, siyatik gibi uzayıp giden bir liste yapabiliriz.
Homeopati ile iyileşen hastalıkların sınırı hastalığın kendisiyle değil, hastalığın şiddeti, geçmişi, hastanın durumu gibi diğer faktörlere bağlıdır.
Bebeklerde, Emziren annelerde, hamilelerde, Çocuklarda, yaşlılarda Homeopati güvenle kullanılabilir.
Agro-Homeopathy denilen Homeopati alt dalı, bitkilerin homeopatik yöntemle bakımını sağlarken, özel olarak eğitilmiş Veteriner Homeopatlar da hayvan hastalıkları için homeopati uygularlar. Bitkiler ve hayvanlarda sağlanan olumlu gelişmeler, bu yöntemin bir plasebo olmadığının da kanıtıdır.
HOMEOPATİ: BASKILAYICI DEĞİL KÖKTEN TERAPİ
Bugün modern tıp hastalığı baskılayacak yöntemler kullanır. Ağrı kesici, baş ağrınızı tedavi etmez, sadece bir süreliğine hissetmenizi sağlar. Ama altında yatan neden, fizyolojik yapıyla beraber, vücutta kalmaya ve yaşam gücünü zorlamaya devam eder. Bu tip baskılanan semptomlar, aslında uzun vadede, bağışıklık sistemimizi ve ruhsal yapımızı zayıflatır. Bunları kısa süreli rahatlama, uzun vadede daha ciddi mental ve fiziksel sorunlara yol açacaktır.
Ateş durumunu ele alalım. Ateş, vücudun mükemmel bir koruma ve savaşma mekanizmasıdır. Organizma, tehdit algıladığında, ateşimiz çıkar, vücuda giren yabancı maddeleri bu yöntemle ortadan kaldırır, bu sürede biz de kendimizi dinlenceye çekeriz ve vücut akıllı mekanizmasıyla gerekeni yapar. Ateşi ateş düşürücüyle baskılamak, çalışan bir mekanizmayı bozmaktır. Bunu uzun süre yaparsak, bir süre sonra vücut kendini koruyamamaya ve daha sık hastalanmaya başlar.
Baskılanan cilt semptomları, içeriden dışarıya atılmış semptomları tekrar içeriye itmektir. Üzüldüğümüzde yaşadığımız kaşıntılı döküntüler, vücudun kendini koruma mekanizmasıyla oluşturulur. Bunları kortizonlu bir kremle tekrar içeri itmek, hastalığın yolculuk yapmasına ve uzun vadede daha kronikleşmesine sebep olur.
Terapi Süresince Beklenenler:
Homeopatik terapi süresince, varolan semptomların artışı ya da eskiden varolan ama baskılanmış semptomların geri dönüşü gibi gelişmeler gözlemlenebilir. Bunlar homeopat açısından oldukça olumlu gelişmelerdir, çünkü yaşam gücünün harekete geçtiğini ve remedi ile oluşturulan yapay hastalığın başarılı olduğunu gösterir. Bazı durumlarda böyle bir iyileşme krizi görülmez, danışan bu sürece girmeden iyileşir. Bunlar danışanın durumuna göre değişen faktörlerdir.
Ya da öfkesini uzun süre bastırmış bir insan Homeopati terapisi boyunca öfkesini dile getirdiği , çok üzüldüğünü fakat ağlayamadığını anlatan birinin sık sık ağlayarak bu üzüntüsünü rahatlattığı sık rastlanan durumlardır. Her koşulda, önceden bastırılmış ve bu yolla organizmayı zorlayan yaşam gücünü baskılayan durumlar önce ortaya çıkarak ortadan kaybolurlar.
Terapi süresince, kahve, mentollü yiyecekler, kafur gibi maddelerin remedilerin etkisini olumsuz etkilediği söylenir. Bu konuyu homeopatınıza danışmanız faydalı olacaktır, çünkü bu konuda her homeopat farklı bir yaklaşım ve diyet uygular.
Terapi süresince vücut akıntılarının çoğaldığı gözlemlenebilir, burun akıntısı, genital akıntı, bazı hallerde ishal gibi. Bu da vücudun kendini temizleme mekanizması olduğu için terapinin iyi gittiğine işarettir. Remediyi aldıktan 1 ay sonra, danışanın sağlık durumunda, mental ve ruhsal halinde, iyileşme gözlemlenmelidir. Bazı durumlarda bu süre uzayabilir ya da gelişme alınan 2.remedi sonrası daha belirgin olur. Tüm şikayetlerin tamamen ortadan kakması, danışanın durumuna ve hastalığın seyrine bağlı olarak değişir.
Homeopatlar, gerekli tıbbi bilgiyle donatılmış sağlık elemanlarıdır. Çoğu homeopat, tıp seviyesinde anatomi, fizyoloji ve patoloji dersleri alır. Buna rağmen, bir doktorun bilgisine ve modern tıbbın görüntüleme yöntemlerine ihtiyaç duyulan durumlar vardır. Homeopat bunu danışanına belirtmelidir, danışan ise herhangi bir sağlık probleminde kesinlikle modern tıbbı göz ardı etmemelidir.
Sorularınız için homeopati@yahoo.com’dan bize ulaşabilirsiniz.
Hande Ozcikrikci Kimdir?
2009 yılından bu yana homeopat ve beden terapisti olarak calisiyorum. Kendimi bildim bileli hastalik dinamikleri ve iyilesme prensipleri uzerine arastirdim ve egitimler aldim. Universite yillarimda baslayan tamamlayici tip egitimleri sayesinde, ilk ve yapmayi bildigim tek meslek homeopati ve saglik danismanligi oldu. Bu yuzden kendimi hep sansli gormusumdur.
Istanbul’da çeşitli yoga&sağlık merkezlerinde başlayan Homeopati danışmanlığını, 2010 yılında Doğal Sağlık Danışmanlığı çatısı altında diger homeopat meslektaşlarımla birleştirdim. Homeopati Derneği’nde görev aldım, meslektaşlarımla düşündükçe hala keyif aldığım pek çok proje geliştirdik, Türkiye’de homeopatinin gelişmesine katkıda bulunduk, hala da bulunuyoruz. Turkiye`deki homeopatlar (belki de ilk nesil olarak) her biri birbirinden kiymetli ve ender insanlar. Tum meslektaslarima ve ogretmenlerime hergun sukran duyuyorum.
2011 senesinde eşimle beraber Bodrum’a taşındık. Su an Bodrum`da kendi ofisimde, cesitli merkezlerde ve Istanbul`da Cihangir Yoga`da homeopati danismanligi yapiyorum.
Aldığım eğitimlerden bazıları:
2006-2009- The British Institute of Homeopathy- Homeopathy Diploma Egitimi
2007-2009- The European Council of Homeopathy& Homeopati Dernegi- Homeopathy Certificate
2010- Lanthanides Semineri-Jan Scholten, Bombay-India
2010- Aynur Salış ile İleri Düzey Homeopati teknikleri
2010- Dr.Deniz Mardin ile ileri düzey Anatomi ve Fizyoloji dersleri
2011- Ashtanga School of Mysore- Ashtanga Yoga Hocalik Egitimi, Yoga alliance
2012-Uluslararasi Pilates Federasyonu- Mat Pilates Egitimi
2008-Dr. Ahmet Turgut Spor Tıp Enstitüsü- Derin doku ve Thai Masaj
2009-Aysegul Bartholomew- Shiatsu Masaji.
2011-Josef Rubin, Goa India- Ayurvedik Beslenme, Yasam bicimi ve Marma nokta Masaji








