Ortada Yoga Öğrencisi Kalmamış, “Herkes” de Yoga Hocası Olmuş Canım!

Kızgınlıkla söylüyor bana sohbetimiz sırasında, “değil mi ama ya? bu işin de bir adabı var, herkes hoca olmamalı bence” diyor. “Arkadaşlarım var mesela, hayatına bakıyorum kimse ile doğru düzgün ilişki kuramıyor, öfkeli bir insan ama 6 ayda yoga hocası oldu ve şimdi ders veriyor ve ortalıkta öylece dolaşıyor…” diyor.

“Bence bir mahsuru yok, bence herkes yoga hocası olsun zaten” diyorum. Hoşlanmıyor, konu kapanıyor ve ben ağaçlara bakıyorum, o da önündeki fincana ve kahvesinden bir yudum daha alıp fincanı kapatıyor, “fal bilirsin sen kesin” diyor, “yok diyorum, bilmem…”

Bir kere mesele Yoga değil, mesele Hocalık değil, mesele “olmak”ta…

Yogayı bir şey ya da biri olmak için mi öğreniyorsun? Şu ana kadar ki hayatında olamadığın, olduramadığın. Olduramadığın şeyleri sorgulamadan, sadece  yoganın parlayan çevresinde mi olmak istiyorsun?

Bu mesele uzun uzun üzerinde düşündüğüm bir mesele, neden yoga hocası oluyoruz? Ne işe yarıyor ve hocalığı ne amaçla yapıyoruz? Öncelikle herkes neden yoga hocası olsun istiyorum ve herkes neden tabii ki yoga hocası olabilir onu anlatayım.

Birincisi çok teknik yaklaşacağım. Yeni bir şey öğrenmek için bir okula gidersin, senden deneyimli ve yıllarını o işe adamış birinden bilgileri yavaş yavaş öğrenirsin, derslere katılırsın, kitaplar okursun, sonra dersleri izlersin, notlar alırsın, ders verirsin… Bu süreç bazı eğitimlerde aylarca sürer. Bazı eğitimlerde ise daha yoğun bir şekilde bilgi sana aktarılır ve sonra sen yoluna yalnız devam edersin, artık bilgin vardır ve o bilgiyi deneyime dönüştürme yolun…

Dolayısı ile 200 saatlik hocalık eğitimlerimizde yaptığımız şey ilk olarak öğrenciye destek sağlamaktır. Aynı aşçılık öğrenmek istediğinde bir okula gidip yavaş yavaş öğrenebileceğin gibi. Neden yoga öğrenmek istediklerinde insanları eleştiriyorsun arkadaşım? Kimse anasının karnından yoga hocası olarak doğmadı, hepimiz başka deneyimlerden, işlerden, ordan burdan geldik ve bu yola gönül verdik ve hepimiz birilerinden ders aldık ve yukarıda bahsettiğim aşamalardan geçerek , on bin saat yoga yaparak hoca olduk… Dolayısı ile evet isteyen herkes ‘teknik’ anlamda yoga hocası olabilir, bunda bir mahsur görmüyorum.

İkincisi güvenli bir eğitim aldıysan, yani hocanda anatomi, felsefe v.s konusunda yeterince yetkinse (ki yetkin olmak o havalı kasların İngilizce ve Latince isimlerini bir çırpıda söylemek yada havalı bir 3D programında bakın bu bizim hemstiringimiz demekle olmuyor). Zaten bir yoga hocasının bir doktor kadar anatomi bilmesi gerektiğini düşünmüyorum. Aksine bazen derslerde bu kadar anatomiden bahsetmek insanlarda ben bunları bilmiyorum, yapamam ya da yeterince iyi değilim, önce okuyup çalışıp öyle derse gelmeliyim gibi pek çok önyargı oluşturuyor…

Dolayısı ile anatomi de; yıllar içinde ve özellikle kendi bedeninin fonksiyonel işleyişini, biricikliğini, kendine özel olduğunu, her bedenin birbirinden farklı olduğunu, kemik yapını, bir pozu neden yaptığın değil de neden yapamadığın konusunda kendi iskelet yapını anlaman ve bir yoga pozunu oluşturan eklemlerin hareket biçimini ve kapasitesini iyice öğrenmekten geçiyor… Konu dağıldı, ne diyeceğimi unuttum… Şunu diyeceğim ki ilk hocalık eğitiminde öğrendiğin anatomiyi zaten unutuyorsun ama pozlarındaki yansımasını hatırlıyorsun, kasın ismini bilmesen de işlevini hatırlıyorsun ve zamanla ders vermeye başladıkça, başka bedenler görmeye başladıkça, anatomi bilgilerini sürekli ve sürekli tekrar ediyorsun, öğrenme böyle böyle gerçekleşiyor.

Üçüncüsü ve en önemlisi şu ki; yoga istesen de istemesen de senin hayatında bir dönüşüm başlatıyor! Bu dönüşümü belki başta pek anlayamıyorsun. Hele ki zannediyorsan ki hoca oldun diye “dışardan bir parlak ışık gelip seni dönüştürecek, arındıracak, herkese yogayı yayan bir savaşçı olduğunda, yoga yapmayanları küçümsediğinde ya da yogayı her şeyden tamamen soyutlanmak için yaptığında yani seni zenginleştirecek ve genişletecek bir öğretiyi, tam tersine kendini hapsetmek ve kendine ördüğün duvarların içine sımsıkı kapatacak şekilde kullandığında” olmuyor elbette. Ya da yıllardır olmak istediğin kişiliğin rolünü oynamaya başladığında! Harika kadın, müthiş bilge, her şeyi bilen çözmüş küçük Buddha, ilişki koçu, yaşam danışmanı, hayat dersi veren hoca, kendi dışındaki her şeyi ve herkesi değiştirmeye çalışan, insanların kendileri ile ilgili atmaya çalıştıkları cesur adımları göremeyecek kadar kalbi kapalı spritüel kibir…

Şöyle oluyor; yol benim, yolcu benim, yola girdim, yoldan geçerek yine yolun başına döneceğim” dediğin anda, meditasyona oturup kendi kişisel hayatını sorgulamaya ve gözlemlemeye başladığın anda dönüşüm başlıyor. Ha belki bu sırada hala derslerini vereceksin (ki vermen lazım) ki kendi hocalık yolculuğunda, matın üzerindeki duruşunla, yine kendine dair bir gözlem içinde olasın. Buradaki en önemli soruda şu oluyor? Bu matın üzerindeki kim?  Ne yapmak istiyorum? Yoga hocası olarak hangi kimliği benimsiyorum? Kendi sesim mi bu konuşan? Yoksa gölgelerim, korkularım, beğenilme isteğim, onaylanma isteğim mi? Kelimeleri nasıl kullanıyorum? Kontrol için mi? Güvenli sınırlar çizebilmek için mi? İnsanlarla ilişkilerim nasıl? Öğrenciler için mi ders veriyorum? Yoksa kendim için mi? Ben, ben ve ben… Yani matta hoca olan sen ve etrafında onlarca mini sen varken verdiğin derslerden ne öğreniyorsun?

Bak kendi deneyimimden anlatayım; yıllarca ders verirken tek amacım iyi bir ders vermekti, kendimle öyle meşguldüm ki yani iyi bir ders vermek, en doğrusunu  yapmakla. Asla hazırlıksız derse gitmedim, her poz için saatlerce zamanımı harcayıp müzik parçaları hazırladım, notlarım, kitaplarım önümde derslerimi yaptım. Yani ilk aşamalarda hocalığı daha çok zihnimle yapıyordum, öğrenci ile pek ilgilenmiyordum, yani evet onlara dokunurdum, savasana masajı yapardım ama beni asıl tatmin eden bir şeyi iyi yapmaktı…

Sonra bir gün bir derste çok sevdiğim bir öğrencimden hocalık hayatımı altüst edecek ve yeniden kuracak bir şey duydum… Sıcak bir yaz günüydü, ben 2 yıllık hocaydım ve güzel güzel dersimi veriyordum, anlatıyordum, şöyle koy ayağını, gözlerin şurada olsun, omurgan şöyle ve kal orda, hisset, duyumsa, bak, et…

“Hocam bir susta hissedelim” dedi öğrencim aniden, “bir sus…” orda bir an her şey durdu, kala kaldım, o an saniyeler içeriyordu ama zamanın başka boyutuna geçmiştim ve durdum düşündüm. Ve derin bir oh çektim ve gülmeye başladım, gülmeye başladık ve dedim ki öğrencime “haklısın ve çok teşekkür bana bu kocaman dersi verdiğin ve kendimden özgürleştirdiğin için!” Oh be rahatlamıştım, yani her an konuşmak zorunda değildim ya tabi ki! Sadece elimden geleni, bildiğimi anlatıp, sonra alandan çekilmekti benim görevim. Kelimeleri kontrol için değil, aksine alan açmak için kullanmam gerektiğini o gün anladım ve hocalığa bakış açım tamamen değişti. Öğrencilerle daha çok iletişim kurmaya başladım, onları daha çok izlemeye, ne yaşadıklarından bağımsız olarak, sadece o deneyimin bir parçası olmaya… Sonra hayatıma tabi ki Yin Yoga girdi ve bana bambaşka bir bakış açısı kazandırdı, sadece yogaya değil, kendime ve dünyaya…

Neyse bu benim bir deneyimimdi, şimdi geri döneyim, neden herkes yoga hocası olsun isteğime….

Olun tabi, herkes olsun, çünkü sen öğrendikçe ve öğrettikçe kendini tanıyorsun! Hayatında bastırdığın ne varsa orda ortaya çıkıyor, kişiliğinde takılı kaldığın noktalar, çocukluk travmaların v.s v.s… Hele ki eğitimler sırasında hocanla kurduğun ilişki, eğitim sistemimizin tüm o üzerimizde yarattığı baskıya duyduğun tepki, çocukça hoca ile girdiğin çatışmalar (elbette otorite yada ebeveyn yerine koyduğun için oluyor tüm bunlar), hele hocanda da benzer eğilimler varsa çatışmaya dönüşüyor. Böyle hikâyeler çok duyuyoruz. Beni seviyor ya da sevmiyor bana böyle dedi şöyle dedi… Arkadaşım hocanın görevi seni sevmek ya da sevmemek değil, sana bilgisini aktarmak ve etrafında güvenli sınırlar oluşturmak. Ama tabi ki hoca konumunda olan kişi zaten kendi kişisel yolculuğunda olgunlaştıysa, meditatif bir yerden, kendi merkezinden seninle aktarıcı olarak ilişki kuruyorsa oluyor tüm bunlar, ama bil ki o da öğreniyor, o da seninle yaşadığı deneyimden  öğreniyor ve üzerine düşünüp, kendi kimliğini (egosu diyelim mi burada), egosunu ayrıştırdığında, büyüyor, gelişiyor. Yani Hoca, Öğrenci ile arasından kendini çektiği zaman işte gerçek aktarım ve gerçek şifa başlıyor… Bu da zaman alıyor hepimiz için, aldı ve hala da öğreniyoruz… Tüm kalbimle inanıyorum ki; hoca öğrenciyi buluyor ve öğrenci de hocasını. Kimin eğitimine katıldığımız asla ve asla tesadüf değildir, illaki bize bir tarafımızı gösteren güçlü karakterlerdir hocalarımız, bazen olumlu bazen de olumsuz deneyimler yaşatmak, hayatın önümüze kendimizle ilgili öğrenmemiz gereken çok önemli bir dersi göstermek için çıkardığı kişilerdir bunlar ve eğitimdeki arkadaşlarımızda…

Onun için evet  lütfen “Herkes Yoga Hocası Olsun!” Tüm kalbimle şunu söyleyebilirim ki kendinize yapacağınız en iyi şeylerden biridir yoga eğitimine katılmanız! Ha ama bilin ki sürecin sonunda ders vermekte var, ders vermemekte var. Bu ne istediğinizle ilgili ama şunu da bilin ki süreç sizi kendinizi sorgulamaya itecek, öyle ya da böyle… Ama ben sadece hareket yapacağım, başka bir şey istemiyorum deseniz bile bu olacak, o hareketin içinde olacak, zaten bakmayın başta teknik ve ruhani diye ayırdığıma, yoga öyle bir şey değil, matematik gibi öğrenilen bir şey değil, burada öğrenme spiral şeklinde, dönüp dolaşıp başladığın yere gelirsin, dersini alıp öğrenmen gerekeni öğrendinse aynı yola başka bir bilgiç ile devam edersin. Hayatın çarkı dedikleri de bu olsa gerek.

Bir de fiziksel katmanda yaptığın her şey, duygusal katmanda da, zihinsel katmanda da , seni etkiler, karbon kağıdı gibi… Asıl büyüsü de buradadır zaten, harika bir dersten çıkarsın, öfken sakinleşmiştir (kaynağı bitmemiştir belki) o harika dersler seni bir adım derine gidebilmen için hazırlar, fiziksel olarak güçlendirir ki, duygusal katmana yolculuk yaptığında en ufak fırtınada çökmeyesin… Böyle böyle olur işte, sen değişirsin, dünya değişir…

Ha bi de lütfen izin verme kimsenin sana ne olabileceğin yada ne olamayacağınla ilgili kendi kalıplarını dayatmasına! Bu hayatta her şey olabilirsin, yolu var yordamı var, en iyi olmak zorunda da değilsin o güzel kalbinle , o yola girmen tek mesele, kim belirliyor bu kuralları ki? Onlar kim , nerden konuşuyorlar, iyi bir hoca , ‘olmuş ‘bir hoca bilir ki paylaşırsan ancak büyürsün ve güçlenirsin. En uzak diye düşündüğün bir köyde bile insanlar ilçelerdeki merkezlerde yoga öğreniyor ya ! İşte en büyük zenginlik bu değil de nedir? Yoga sadece sana mı kalsın, yoga sadece senin kısıtlı alanına mı kalsın, bunu mu istiyorsun? O spiritüel kibirininin karanlık enerjisini insanların üzerine yayarak mı tatmin oluyorsun, bakkallarda , kıyıda köşede yoga yapılıyor diye eleştiriyorsun ya, wallahi ben çok mutlu oluyorum, zihnim bazen benden gayrı rekabet hissetse de , biliyorum ki ancak paylaşarak, ancak birbirimizi destekleyerek büyüyebiliriz, iyi olabiliriz, şevkat hissedebilir, burdan dünya değişir burdan ben değişirim.

Lütfen ama Lütfen izin verme kimsenin seni kısıtlamasına, yoga hocası mı olmak istiyorsun , söyleyeyim sana bak ben hayatımda hiç yoga yapmadan hocalık eğitimine katıldım ve o grup içinde ilk ders veren bendim. Ders ver yada verme , önemli de de değil, ama önemli olan denemen, araştırman, öğrenmen, genişlemen ve ordan da başkasına yaşamınla ilham olman…Kendi kendinin yoga hocası ol …o kadar..

Onun için yogayı neden yaptığını bir sor kendine, kendini var etmek için mi yoksa yok etmek için mi? Asıl mesele bu…

Namaste

Devrim Akkaya